tezatlarla dolu bir yelpazeye sahip olan başka kelime var mıdır  bilemiyorum. Ancak kişi kendisi bulunduğu ortamda yabancı konumuna düşerse (gelen tepkilerin türüne göre değişir tabi) daha iyi anlar yabancıya yapılan ayrımı. Çok ender olarak sadece misafir statüsünün getirdiği hoş karşılama adabını görür yabancı. Bir yerden sonra yabancı üzerinde kesinlikle iyi/kötü yorumlar yapılır, Fikirler üretilir ve sonunda yabancıya verilecek tepkinin iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olacağı şekillenir. Yine çok ender olarak yabancı olmayanlara karşı sahip olunan gizemli çekicilik üzerinden prim yapabilir yabancı. Her ani güllük gülistanlık olan yabancılara pek karşılaşılmaz giydiği hükümler yüzünden. Yabancı durumuna düşmek, ister kendi secimi olsun, ister kaderin dayatmaları olsun, hayatı her şeye rağmen zor ama güzeldir yabancının. Yaban’dan gelendir yabancı. Yaban. Yani ıssız, insansız, belirsiz, karanlık, müphem, sevimsiz, şüpheli. Tanıdık değildir, güvenilir midir kimse bilemez, konuşulmaya da değmez zaten! Bakışları rahatsız edicidir. Mümkünse uzak dursundur. Kesinlikle yalnızdır yabancı. Asansörde yarım metre ötedekidir, "hayırlı işler" deyip bir daha görülmeyeceğine emin olunandır. Sokakta hızlıca yanı başından geçip gider insanın. Şehirlerarası yolculuk yaparken, uzağından geçilen bir binanın titrek ışıklı odasında, soluk alıp veren kişidir yabancı. Topluluk içinde alay konusudur. Üstü başı bahane edilir, gülünür geçilir keyifle, iç dünyasına bakma zahmetine katlanılmadan. Yeri gelir güzelliğiyle dikkat çeker yabancı, bütün bakışları üzerine diker. Kabullenilmeye hazırdır, yeter ki isteyiversin. Gizem gölgesidir, yabancının, peşinden sürükler, Jean Valjean gibi. Bazen çekicidir bu gizliliği, merakı celb eder. Ama çoğu zaman sevimsizdir. Kapıyı çalmadan içeri girme hakkı yoktur onun. Kabul davası hükme bağlanmamıştır, hüküm ise zaman denen yargıcın elindedir. Aşk bile kaldıramaz bazen aradaki duvarları tümüyle. Canan denilen, candan sonra gelen, “canım” diye hitap edilen, birden yabancılaşıverir zihinde. Hazır değildir kişi, zaman geçmemiştir zira. Yabancılık denen sis’i dağıtan, havanın  berraklaşması gibi duyguları belirgin kılan tek güneş ışığıdır "zaman". Ama her iki taraf da bekler mi, yoksa iki yabancı mı olurlar, bunu bilebilmek imkânsızdır. Güven "yaban tarlası"nın köstebeğidir, delik deşik eder toprağını ve yabancılığı yok eder, vakit geçtikçe. Güven arttıkça yabancılık sıfatını usul usul kaybedip, biz zamirine ait olma ayrıcalığını kazanır. İnsanın iç dünyası da aynı akibete uğrar kimi zaman. Kendine yabancılaşır; "ben kimim" diye sorar. Kendini anlayamaz, tanıyamaz, Dışarıdan bakınca, aynadaki yüz farklıdır artık, istekleri hayalleri yaşadıkları... Anlamını büsbütün yitirir. Aidiyet hissetmez hiçbir şeye, hiçbir yere. Kendini anlamaya çalıştıkça büsbütün yabancılaşır her şey kendisiyle birlikte. İçinden çıkılmaz bir anafora yakalanır insan, tanımadığı yabancısıyla, yani bizatihi kendisiyle. Yabancının en melodik tarifini Timur Selçuk yapmıştır: İspanyol meyhanesinde şarkı söyleyen kadındır. Acısı anlaşılan, uzaktaki, öteki. Yalnızca kulak verip dinledikçe güzelliğini hissettiren, anlaşılamamış insan.
ana sayfa kozmo güncel astroloji mitoloji yeme & içme sağlık & güzellik giyim & kuşam ev & dekor bağ & bahçe forum ana sayfa Yabancı Yabancı
  Ahmet Hamdi Tanpınar’a  hep yakınındakileri mi sever insan                                              hep mi yanındakilere aşık olur?                                           sorusunu sordurtandır yabancı
Farklı olanın, hakkında sahip olunan bilgilinin az olanın, tanımadık olanın, çoğunlukla da, yeni olanın üzerine yapıştırılan ayrımcılık etiketidir. Bir top kumaşın üzerindeki delik gibi, defoymuş gibi gözükür gözümüze. Bir şekilde düzeltilmesi gerektiğini yada elimine edilmesi gerektiğini hissederiz. Şu dünyaya gözlerimizi açtığımızdan beri takıntımız olmuştur yabancılar ve yabancı nesneler. Bebeklikten itibaren her yabancı olana gözlerimiz fal taşı gibi açılır. Yabancıya olan tepkimizi, hissimizi ya susup izleyerek, ya algılayarak, ya yüz eksilterek yada gülerek veririz. İçgüdü denilen kontrolü mümkün olmayan canavar, yabancı konusunda en çarpık temelleri içimize kazır. Son nefesimize kadar o zeminin bozukluğu ile  yaşamak zorunda bırakır. Daha sonra işler karışır, karsı cins ile ilk karsılaşmada farklı olanı, bize yabancı geleni görürüz, çekiniriz veya ilgi duyarız. Üstüne ilköğretim yıllarındaki beyin yıkama tekniklerini biner şuursuz bilincimize ve bu kavram daha da bir gelişir, adeta bir kötü özellik ve küfür yerini alır. Kişinin ait olduğu ortama karşı duyduğu memnuniyet, düşman yapar bize yabancıyı bazen. Kafamızda tarih, siyaset, felsefe, kültür ve dinlerden nasibini artı veya eksi bir şekilde iyice almış bir dünya görüsü oturmaya başladığında ise artik yabancıya karsı daha keskin bir duruşumuz vardır; kimi sever, kimi nefret eder, kimisi de umursamaz. Yabancı ait olmayandır. Yaşamı boyunca uğraşıp kendine ait bir aile, bir çevre, ortam yaratan kişinin ve toplumun kötü bakışlarına veya davranışlarına maruz kalır genellikle yabancı. Sabit olanın belki de haklı bir kibrine, sabit olanın kendi emeğine karşı duyduğu korumacılık hissinin ürünü olan pek nazik olmayan tavırlara maruz kalmak zorundadır yabancı. Çoğunlukla geçmişten gelen tecrübeler referans alınarak hatalı genellemelere kurban gider yabancı. Uğruna yaşadığımız, can vereceğimiz şeyleri sanki elimizden alacakmış gibi yaklaşırız yabancıya. Hele bu ön yargımızı doğru çıkaran gerçekler varsa artık hasımdır, yabancı. Eskici gibi bir şeydir yabancı, “yaban”dan türemiştir. Hayatımızın her ama her alanında vardır yabancı, aileye gelen gelin veya damat ne yaparsa yapsın yabancıdır, eldir bizim için. Alışık olmadığımız, bilmediğimiz bir tat olarak girer hayatımıza, yeri gelir bu yabancı mutfaklar, yeri gelir yabancı müzik olur. Hoşumuza gider, peşinden koşarız yada beğenmeyip, tekrarının gelmemesini isteriz. Günlük hayatımızdaki bu tür örnekler yerlerini daha büyük ve derin konularda başrol oyuncusuna terfi ettirir, din, dil, cinsiyet ve irk ayrımının temelini oluşturur yabancı. Hayatı kolaylaştıran joker bir kelimedir yabancı. Tanımlamaktan kaçındığımız bir sürü şey için bilinçsizce kullanırız, anlayan anlar ne demek istediğimizi, acaba kast edilen öcü müdür yoksa tavsiye edilen bir özellik midir, bilir hitap edilenler. Yabancılar dünya'ya ayak bastı mı? Artik devir rekabet devri oğlum, en az iki yabancı dil bilmek şart! “Süper ligde en çok gol atan yabancı futbolcu olan ...” “Yabancılarla sakin konuşma dedi annem” “Bu yaşadıklarım bana çok yabancı gelen duygular” gibisinden örneklerini sayısız yerde görebiliriz. Kendisine yüklediğimiz anlamlarla birlikte bu kadar geniş,
astroloji yabancı, yaban, ait olmayan, farklı olan, yakındakini sevmek, öteki